Sabun gibi hergün sürekli kullandığımız bir ürünün aslında ne olduğunu ve nasıl yapıldığını bilmek ister misiniz ?

 Sabun’un Kimyası :

Sabun, alkali maddeler ile yağlarda bulunan asitlerin kimyasal reaksiyonu sonucu ortaya çıkan bir tuz bileşiğidir, evet bir tuz !..

Peki bu tuz ise, sabun nerede ?

Kimya biliminde tuz, suda çözündüğünde çoğunlukla iyonlarına ayrışan asit ve baz bileşiklerini tanımlar. Yemeklerde kullandığımız sofra tuzu buna bir örnektir. Temizlik amacıyla kullandığımız sabun ise yağ asitlerininin baz olan NaOH – Sodyum Hidroksit veya KOH – Potasyum Hidroksit ile birleşerek oluşturduğu tuzlardır.  Sabun da kullanıldığı zaman suda  çözünür, veya halk diliyle erir.

Sodyum hidroksit halk arasında yaygın kullanım şekliyle kostik olarak da bilinir, ayrıca tıkanan lavaboları açmakta kullanılan madde de düşük kalite sodyum veya potasyum hidroksit bileşiğidir. Sodyum hidroksit katı sabun yapımında kullanılırken potasyum hidroksit sıvı sabun veya jel sabun yapımında kullanılır.

sabunun-kimyasal-formülü

sabun-formülü

Sabun yapılırken hayvansal veya bitkisel özellikte katı ve sıvı yağlar, kuvvetli alkali çözelti ile belli oranlarda karıştırılır. Katı ve sıvı yağlar Trigliserid adı verilen moleküllerden oluşur.  Trigliserid moleküllerinde ise üç yağ asidi molekülü, bir gliserin molekülüne birleşik durumdadır. Yani  Trigliserid eşittir  üç gliserid… Bu yağ asitleri alkali çözelti ile karıştırıldığında sabunlaşma dediğimiz kimyasal reaksiyon başlar. Bu reaksiyon sırasında trigliserid moleküllerinde bulunan üç yağ asidi molekülü alkali çözeltide ayrışır ve alkali metallerle birleşerek sabun adı verilen tuzu oluşturur, gliserin molekülleri ise serbest kalır. Şimdi, tekrar etmek gerekirse bu işlem sırasında sabun tuzları ve gliserin molekülleri oluşur.  Burası aslında çok önemli bir konu, çünkü gliserin sabun yaparken ortaya çıkan oldukça önemli bir ürün.

Özellikle gıda, ilaç ve kozmetik sanayisinde gliserin kullanımı çok yaygındır. Gliserin, gıda ve ilaç üretiminde tatlandırıcı, kıvam arttırıcı vb. olarak, kozmetik sanayisinde ise nemlendirici olarak ve anti allerjik ürünlerin yapımında  kullanılır. Pek pahalı olan kozmetiklerde doğal gliserin, diğer sıradan ürünlerde ise propilen vb. petrol türevi kimyasal maddelerden elde edilen yapay gliserin kullanılır. Doğal gliserin diğer doğal ürünlerde olduğu gibi sentetik olanından daha pahalıdır. O zaman sabun yaparken oluşan gliserini ayrıştır ve doğal gliserin olarak sat, kalan sabuna da daha ucuz olan sentetik gliserin kat… Oldu sana gliserinli sabun …

Belirtmek gerekir ki deterjan sanayisinde anlı şanlı markalar sabunu, gliserini alındıktan sonra adeta artık veya yan ürün olarak görürler ve düşük fiyatlara güzel reklamlar ve paketlerde tüketiciye sunarlar. Sert olması, güzel kokması, iyi temizlemesi için sentetik kimyasallarla doldurup satarlar. Amaç ürünü satmak, yoksa tüketici ve çevre sağlığı hep geri plandadır.

Sabun Nasıl Temizler :

Sabun gerçekte hiçbirşeyi temizlemez, temizleme işlemini yapan asıl eleman bildiğimiz sudur. Peki elimiz kirlendiğinde sadece suyla yıkadığımızda neden temizlenmez ? Cevap yağlarda gizlidir, yağlar kir oluşturan maddelerle karışarak onları adeta hapseder ve suyun kirli maddelere ulaşarak onları yıkamasına engel olur. Ne yapmak lazım o zaman ? Yağ tabakasını çözerek suyun yağlı kire ulaşmasını ve onu yıkamasını sağlamak…Böl, parçala ve temizle ! Bu kadar basit, ve sabun işte bunu yapar…

sabun molekülü

Bir sabun molekülünün yapısı

Sabun molekülleri, elektrik yüklü bir baş kısmına ve yüksüz bir kuyruk kısmına sahiptir. Elektrik yüklü baş kısmı suyu sever, yani “hidrofil” dir. Diğer taraftan kuyruk kısmı ise sudan nefret eder, yani “hidrofobik” tir, ama yağ moleküllerini sever. Sabunlu su yağ molekülleri tarafından kaplanmış kir parçasına dokunduğunda işte bu yağ sever kısmı yağ moleküllerine yapışır ve onları çok ufak parçalara ayırarak kirle birlikte “çözer”, daha sonra da suyla durulama yapınca kir akar gider… Yani kıssadan hisse, asıl temizleyici sudur, sabun ise yardımcı eleman !..

sabun nasıl temizler

Sabun kiri işte böyle temizler !..

 

SABUN ve CORONA VİRÜSÜ :

Üretimini yaptığımız Doğal ve Bitkisel LilArt Sabunlarımızın sağlığımızla ilgili birçok yararlı özelliği vardır, ama ilaç olmadıkları için bu özelliklerini kanunen belirtemiyoruz. Güncel Corona virüsü problemi ve sabun ilişkisini bilimsel olarak açıklayan bir bilim adamının İngiliz Guardian gazetesine yazdığı makaleden çeviriyi aşağıda bulabilirsiniz.

Sabun Corona virüsünü nasıl öldürür ?

Virüsler insan vücudunun dışında saatlerce, hatta günlerce, aktif olabilirler. Sıvı, ıslak mendil formunda, jel ve krem halinde satılan alkol içeren dezenfektanlar bunları yok etmek için yararlıdır – ama normal sabun kadar değil…

Yukarıdaki bilgiyi Twitter kullanarak paylaştığımda bir virüs gibi yayıldı. Sanıyorum neden böyle olduğunu buldum.
Sağlık kurumları bizlere iki mesaj veriyorlardı:
Virüsü birkez kaptığınız zaman onu öldürecek veya yoketmenize yardım edecek bir ilaç yok, ve virüsün yayılmasını durdurmak için ellerinizi yıkayın. Bu anlaşılması tuhaf bir durum. Coronavirüs için milyon dolara bile bir ilaç satın alamazsınız – ama babannenizin kullandığı kalıp sabun virüsü öldürür.

Peki neden sabun Sars-CoV-2, coronavirüs ve diğer pekçok virüse etkili oluyor?
Kısa cevap: çünkü virüs, kendi kendine biraraya gelen ve içindeki en zayıf bağlantısı hücre zarındaki yağ katmanı olan bir nano parçacıktır. Sabun bu yağ içeren zar tabakasını çözer, virüs tutunduğu yüzeyden ayrılarak iskambil kâğıdından yapılmış ev gibi dağılır ve ölür – daha doğrusu, inaktif olur, çünkü virüsler gerçekte canlı değillerdir.

Biraz daha uzun cevap vermek gerekirse, pekçok virüs üç ana yapı taşından oluşur: ribonükleik asit (RNA), proteinler ve yağlar. Virüsle enfekte olan bir hücre bu yapı taşlarından çok miktarda üretir, ve bu yapı taşları kendiliğinden biraraya gelerek virüs oluşturur. Burada çok önemli olan, virüsü oluşturan bu elemanlar arasında güçlü bir kovalent bağ – ortak elektronlar tarafından oluşturulan kimyasal bağ bulunmaz, buda demektir ki bu elemanları birbirinden ayırmak için çok güçlü kimyasallara gerek yok. Virüslü bir hücre öldüğü zaman bu hücre içinde oluşan yeni virüsler ortaya çıkarak diğer hücreleri enfekte eder. Hatta bazıları akciğerlerin hava kanallarına yerleşir.

Öksürdüğünüzde, veya özellikle hapşırdığınızda, akciğerlerin hava kanallarından küçücük damlacıklar 10 metre kadar uzağa uçabilirler. Biraz büyük olanlar coronavirüs taşıyıcısı olarak zannedilirler ve en az 2 metre uzağa varabilirler. Bu ufacık damlacıklar yere veya yüzeylere konup sıklıkla çabucak kururlar, ama içerdikleri virüsler aktif olarak kalır.

İnsan cildi virüsler için ideal bir alandır. “Organik” dir, ve ölü deri hücrelerinde bulunan protein ve yağ asitleri virüsle etkileşime girer. Virüslü bir metal yüzeye dokunduğunuzda virüs cildinize yapışır, böylece de elinize geçer. Sonrasında eğer yüzünüze dokunursanız, özellikle de göze, buruna veya ağıza, virüsü kendinize bulaştırırsınız. Bildiğimiz kadarıyla çoğu insan her iki veya beş dakikada bir yüzüne dokunmaktadır.

Sadece suyla virüsü cildimizden temizlemek işe yarayabilir. Ama su, cilt ve virüs arasındaki yapışkan gibi güçlü bağlarla savaşmak için iyi bir çözüm değildir. Sadece su yeterli değil.

Sabunlu su tamamen farklıdır. Sabun amphiphiles adı verilen ve bir kısmı yapısal olarak virüs zarındaki yağlara benzeyen, yağ gibi maddeler içerir. Sabun molekülleri virüs zarındaki bu yağlarla savaşır. Bu hemen hemen sabunun ciltteki normal kirleri yoketmesi gibidir.

Sabun sadece cilt ile virüs arasındaki yapışkanı değil aynı zamanda virüs içindeki proteinleri, yağları ve RNA yı tutan velkro (cırt-cırt) bant gibi güçlü bağı da çözer.

Bütün dezenfektan olarak tanımlanan ürünleri kapsayan alkol bazlı ürünler yüksek oranda alkol solüsyonu içerirler (ortalama 60-80% ethanol) ve virüsleri sabun gibi öldürürler. Ama sabun daha iyidir çünkü çok az miktarda sabunlu suya ihtiyacınız var ve ovalayarak bütün ellerinizi kolayca kaplayabilirsiniz. Diğer taraftan virüsü ölmesi için alkol içinde bir müddet bekletmelisiniz, ve dezenfektan ıslak mendiller ve jellerin ise el derisinin her noktasına ulaşabileceğinin garantisi yoktur.

Bu nedenlerle sabun virüse karşı en etkin maddedir, ama sabunun olmadığı yerlerde lütfen alkol bazlı dezenfektanları kullanın.

Prof. Pall Thordarson

New South Wales Üniversitesi

Kimya Bölümü

Sidney, Avustralya

Bu konuyla ilgili bizim de eklemek istediklerimiz:

Yukarıdaki makalede bahsedilen normal sabun, piyasada bulabileceğiniz herhangi bir kalıp sabun. Yani virüsten korunmak için özel, doğal, pahalı sabunlar gerekmiyor, bulabildiğiniz en sıradan sabun bile faydalıdır.

El emeği göz nuru katarak ürettiğimiz LilArt sabun ise cildinizi en iyi şekilde temizler, sonrada içeriğindeki doğal gliserin ve yağlarla cildinizi kaplayarak hem cildinizi nemli ve yumuşak tutar hem de aktif virüsler ve bakterilere karşı adeta kalkan gibi bir koruyucu tabaka oluşturur. Normal veya sıradan sabunlarda ise bu yoktur, cildinizi ve cildiniz üzerindeki sebum adı verilen koruyucu yağ tabakasını temizler, temiz cildiniz olur ama sebum tabakası temizlendiği için kuru bir cilde sahip olursunuz. Kuruyan cilt ise çok çabuk çatlar ve sonra bu çatlaklardan virüs ve bakteriler vücuda girer.

LilArt sabun ile cam yüzey temizlediğinizde cam yüzey üzerinde kalan yağ ve gliserin katmanını görebilirsiniz.

Sabun’un Tarihi :

Sabun benzeri temizlik için kullanılan malzemeler ilk antik Sümer uygarlığında kullanılmış, yaklaşık M.Ö. 3.bin yılda, yani 5 bin sene önce… Babil’de keşfedilen bir çivi yazısı tablette M.Ö. 2800 lerde odun külü ve  yağ karışımlarının kaynatılarak sabun yapıldığı anlatılmakta. Bu bilinen ilk sabun, Babil’li tüccarların yünü ve pamuğu temizlemesi amacıyla kullanılmış önceleri. Buradan Mısır ve diğer yakındoğu milletlerine yayılmış, M.Ö. 1550 yıllarına ait Ebers Papirüsleri’nde hayvansal ve bitkisel yağlarla alkali tuzların karışımının deri tedavisinde kullanıldığı belirtiliyor antik Mısır’da. Antik dünyanın ünlü yazarlarından Yaşlı Pliny, Fenikelilerin M.Ö. 600 de keçi yağı ve odun küllerini karıştırarak sabun yaptığından bahseder. Bu teknoloji Roma İmparatorluğu zamanında Anadolu’ya ulaşmış. Antik Bergama’lı ünlü doktor Galen, yazılarında  benzer karışımdan kullanılmasını tavsiye eder. Avrupa’da ise, Kuzeyden gelen Galyalılar/Germenler bunu saçlarını temizleme ve yumuşatma amacıyla kullanıp diğer milletlere tanıtmışlar. Adına da “saipo” demişler, sonra sapo, soap, savon demiş farklı insanlar. Bu Germenik kelime dilimize sabun olarak girmiş.

Odun külü baz etkisi gösteren bir maddedir, bu kül suyla ve yağla karıştırılırsa sabun benzeri karışım elde edilir. Kavak ve meşe külü bu iş için tercih edilir. Anadolu’nun hala bazı yörelerinde külle çamaşır yıkarlar dere kenarlarında…